Çarşamba..
Okuldan gelir.. bıcır bıcır
şakıması beklenirken girer girmez eve, Allah Allah garip bir sessizlik.. çıkar
nasılsa sebebi birazdan ortaya deyip akşam yemeğini hazırlamak üzere mutfağa gidiyorum..
alışılmadık bu sessizlik rahatsız edici olduğundan bir süre sonra odasında
buluyorum onu.. normalde salonda duran fotoğraf albümü masasında duruyor.. ‘bunun
ne işi var burda?’.. ‘ hiiiçç anne ben de onu merak ediyordum, kim getirmiş
bunu buraya?’ (çabucak uzaklaşılır albümle beraber).. bi dakka o da ne..
çantası kucağında şimdi de .. odasına gidiyor.. televizyonda rafadan tayfa
varken hem de!!!.. ‘naapıyorsun hala burda, hadi yemek hazır.’.. (gözlerinde
korku, endişe, suçluluk, heyecan, hayal kırıklığı) .. ‘ niye çantanı kucağında
taşıyorsun, bıraksana çocuğum bi yere’.. (masasından evde duran kalemliğini
alıyor).. ‘ şey anne, yedek kalemlerimi koyacaktım çantama.. okulda kalmadı da
hiç’.. ver bakayım şu çantayı sen.. (işte şimdi bittik bakışı).. ‘ ne o
tişörtünün altında gizlediğin’.. yakalanmış olmanın verdiği ağlamaklı ses ve
gözlerle.. ‘ fotoğraf anne.. bakalım yok olduğunu fark edecek misin diye’.. kreşteki bi gösterisinde çekilen
fotoğrafımız.. nasıl tatlı, yakışıklı, mutlu.. ben nasıl genç, güzel,
gururluyum.. bir sürpriz arifesinde
olduğumuzu anlamanın verdiği sevinçle karışık birçok duygu, düşünce
kaplayıveriyor içimi.. hangisinde kalsam bilemeden, ‘hadi acele et yemek
yiyeceğiz’ diyip derhal ayrılıyorum odasından.. burda sevinilmeliydi öyle değil
mi!!
- - Sürpriz yapmak yalan söylemeyi, bir şeyler
saklamayı da içerir mi.. bu işte bi yanlışlık yok mu.. hayır ne gerek var canım
çocuklarımıza bunu yapıyoruz.. öğretmenleri düşünemiyor mu sakıncalarını..
anneden gizli saklı iş mi yapılır.. aşırma, yalan, gizleme.. üstüne üstlük bir
de yaşadığı onca stres.. arayacağım öğretmenini hemen.. dur canım hemen telaşa
verme ortalığı.. kime sorsam kime danışsam.. yaaa şimdi ne yapmalı??
Annelik biraz da böyle bişey
benim için.. bütün yetenekleriniz bir yana, hafiyelikte üzerinize yoktur..
harika koku alır, müthiş iz sürersiniz.. önsezilerinizde asla yanılmaz, medyumlukta ustasınızdır.. canının ne istediğini, neye sıkıldığını, aklından geçen
cinliği, susadı mı, çişi mi geldi yoksa üşüyor mu yoksa düpedüz uykusu mu var
bilirsiniz.. annelerin herkeste olmayan ekstra gözleri vardır..velhasılı kelam çok bilmek,
görmek ve duymak o minicik sevinçten mahrum edebilir sizi kimi zaman..
Perşembe
Okuldan gelir ve teyzesini
görür.. evde bir bayram havası.. teyzeyle yapılan her şey çok güzel.. ona
anlatılacak bir dünya şey var.. çantasının içi teyzesine gösterilecek şeylerle
dolu.. sonunda evde bir bayram yeri dağınıklığı.. sabah aramasın diye
çantasından çıkardıklarını yerine koymak için çantasını alıyorum.. gayri
ihtiyari içinden sarı bir kart çıkarıyorum.. olamaz sürprizi mahvediyorum..
neden çantasını karıştırıyorum ki o benimkini karıştırıyor mu.. keşke
öğretmeninin sözünü dinleyip kitabının arasına koysaymış kartı ama nerden
bilecekmiş ki çantasını karıştıracağımı..
Annelik biraz da böyle bişey
benim için.. yorum yok.. siz anladınız.. olsun canları sağolsun da J
Cuma
Hafta başında söz verdiğim gibi,
öğrencilerimin tiyatro oyununa beraber gideceğiz.. onu okuldan alacağım, oradan
doğruca oyunun olacağı salona
geçeceğiz.. ama karnı aç olacak.. giderken bir şeyler yaptırmalı.. hay aksi erken
gidebilsem oturup bir yerlerde duyurabilirdim karnını.. şimdi ayak üstü olacak..
neyse bu seferlik böyle olsun.. yemez ki herşeyi de.. aaaaa ama ben bu yoldan
gitmeyecektim ki.. hay aksi.. dönüş de yok trafiğe de kaldık iyi mi.. ya yolu
çıkaramazsam burdan.. buyrun bakalım telefonumun şarjı da az.. ders çıkısı beni
göremezse vay halime.. servis şoförünü arayayım.. o haber verir (...) .. wuuhh
neyse ki yetiştim.. daha 10 dakika var dersin bitmesine.. danışmada olan
herkes onu tanıyor.. birisi ‘bayılıyorum çocuğunuza.. o ne yakışıklılık diyor’,
birisi ‘ öpün benim için ama böyle sıkıştıra sıkıştıra’ diyor, birisi ‘ aaaa o
mu dersine girmiyorum ama öğretmeni olmayı iple çekiyorum’ diyor.. nasıl bir
gurur patlaması bende.. evet evet çok teşekkürler, tabii tabi öpmez miyim büyük
bi keyifle, öyle mi biz de öğretmenlerimizi çok seviyoruz.. derken bir başkası
geliyor ‘ nesi oluyorsunuz’ ‘ annesiyim’ ‘ annesi mi.. hadi canım.. hiç anne gibi
durmuyorsunuz.. ablası gibi duruyorsunuz’ ( nasıl yani.. anneye benzemiyor
muyum ben.. nasıl oluyormuş anneye benzemek.. iki çocuğum var benim
haağğnııım.. ben benzemeyeceğim de kim benzeyecek anneye.. sen kendine bak..
sanki sen öğretmene çok benziyorsun...
hıııhh.. çemkirmeleri içimdeki seste).. ‘teşekkür ederim onlarla büyüyorum işte
ben de yavaş yavaş J
‘ ( iç ses: hııııırrrrrr >: ) bir başkası o esnada ‘ babasını tanıyorum da
sizi ilk defa görüyorum.. o yüzden şaşırdık ilk kez görünce’ deyiveriyor.. o deyiveriyor ama ben duyuverip unutamıyorum (
şey doğru evet.. ben kendim de öğretmenim.. haftada 30 saat ders eee evde bir
de 2.5 yaşında kardeşi var.. bir de alah sizi inandırsın nerden bulaştım
bilmiyorum bir doktora belası var ki başımda haftanın üç günü dersler ödevler..
ama yok kötü ilgisiz bir anne değilimdir.. hiç kahvaltısız göndermedim çocuğumu
okula, ha tamam lekeli olduğunu giydirdikten sonra fark ettiğim için üzerine süveter
giydirdiğim olmuştur t-shirtünün ama hangimiz yapmıyoruz ki dii mi.. dii mii..
ödevlerini kontrol ediyorum, akşamları ben uyutuyorum, sabah servisine ben
bırakıyorum, bakın şimdi de tiyatroya götürüyorum onu.. valla).. ‘yaa ewet kısmet bugüneymiş J’ (iç ses: o kadar da korkunç
sayılmam ama)
Annelik biraz da böyle bir şey
benim için.. bir yandan aslında çocuğunuz için en mükemmel olduğunuzu bilip, öte
yandan da hep bir eksiklik hep bir tam istediğiniz gibi olamama duygusu..
yalnızca onun bunun sorguladığı, eleştirdiği, standartlaştırmaya çalıştığı durumlarla
değil, aynı zamanda kendi kendiniz için de mesrulaşmaya çalıştığınız bir anlar
topluluğu annelik.. o yüzden o onay
beklentisi, o teşekkür ihtiyacı, o iltifat düşkünlüğü, o bir anda oluveren
hayal kırıklıkları..
Cumartesi..
Sabah uyanıp da gözlerini açar
açmaz ‘ anne kahvaltı hazır mı? Ben acıktım’ demesiyle benim gözlerde bir
aydınlanma yüzümde hafiften bir kızarıklık, kocaman bi gülümseme. ‘ aman da
aman benim oğlum acıkırmış daaa.. kahvaltı da istermiş annesindeeenn ‘
cıvıltıları.. sipariş alınır alınmaz doğruca mutfağa gittim.. o esnada
kardeşine laf yetiştirdiğim için buz dolabına iliştirilmiş fotoğraf çerçevesini
henüz görmemiştim ki benim fark etmemi bekleyemeyecek kadar sabırsız olan oğlum ‘
kahvaltı hazırlamak için buzdolabına ihtiyacın olur sanmıştım.. sense hiç
açmamışsın bile buzdolabını.. baaaaakkk senin için kendi ellerimle yaptım.. tamam
öğretmenim biraz yardım etti’ öpücükler.. teşekkürler.. ( bi dakka ne demek şimdi bu.. acıkmadı mı
yani.. kahvaltı yapmayacak mı.. ya sipariş ettikleri.. hepsi bi oyun muydu..
allahım neden bişey yemiyor bu çocuk)
Annelik biraz da böyle bişey
benim için.. önce sorumluluklar, önce onların mutluluğu ve ihtiyaçları..
anneler günü için hazırlanan sürprizin etkisinin yerini, “ bugün ne pişirsem,
hava da biraz bulutlu havuz planını ertelesek mi, ee yarın da pikniğe
gidecektik ödevlerini yetiştiremezse huysuzlanır şimdi bu, tutturmasa bari şort
giyeceğim diye, ufaklığa da uçurtma sözü vermiştim ya hava rüzgarlı olmazsa.. buyrun bakalım
herkeste görecek uçurtmaları unutturmak da mümkün olmaz” lar alır.. kalk bey
kalk uçurtma alınacak daha.. Aaaa pardon ne diyorduk.. Aaaaa evet bugün Anneler
Günü J
Anneler Günü Kutlama Mesajı..
Evine çocuklu misafir
geleceğinde, sırf kendi çocuğu öyle seviyor diye hazırladığı yiyecekleri ekşi-tatlı-
acı- tuzlu- kakaolu vs yapmayan, ilk ve en dolu tabağı kendi çocuğuna vermeyen,
çocuğunu parka indirirken yanına belki
başka çocuklar da olur ve canları çeker diye fazladan atıştırmalık alan, sırf ezilmesin
incinmesin tuttuğunu koparsın istediğini alsın diye parkta salıncağa bineceğim
diye zırıl zırıl ağlayan çocuğu için salıncaktan çocuk indirmeyen ve çocuğunu
diğer çocuk daha fazla ağlamasın diye incitmeden ya da ezmeden salıncaktan alan,
çocuğunun sınıfındaki biraz daha haylaz biraz daha az çalışkan biraz daha
bakımsız ya da biraz daha güçsüz çocuğa ‘gerizekalı’ demeyen, hiçbir çocuğa ‘gerizekalı’
demeyen, düşen yaralanan bir yeri kanayan bir çocuk gördüğünde kendi çocuğuna değil
de gidip ona sarılan, bir çocuk (bir
dünya çocuk) nerden geldiği bilinmeyen bir kurşunla öldüğünde “ne işi vardı
orda” değil de “ya o benim çocuğum olsaydı” diyebilen, bütün annelerin Anneler
Gününü kutlarım. Diğerlerinin Gününü kendi çocukları kutlasın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder