31 Mayıs 2015 Pazar

Cebcalar..

dün akşamüstü arabada:
Deniz: anne baaaakk oooomaan.. (şeker fabrikasının önünden geçerken)
Anne: aaa evet annecim bir sürü ağaç var dii mi?
Deniz: anne ooooddaaa billleeerr, aslaanlaayyy, beeee mamumnlar yaşaaaayy ..
anne : evet annecim.. filler, aslanlar ve maymunlar yaşar..
denz: bassskkaaa.. ayıyaaayy.. baskaaa?
Anne: yılanlar, kuşlar.. ( vs diye uzar muhabbet.. daha da uzamasın belki konuyu değiştiririm düşüncesiyle sabah kahvaltı yaparken izlediğimiz zebra konulu belgeseli de hatırlatmak adına)
zebralar yaşar bir de annecim..
Deniz: cebcaalaarr.. baskaaa?
Baba: yok be babacım zebralar ormanda yaşamaz..
Deniz: yaşayyyy. yaşayy baba yaşaaayy..
Baba: neden ormanda yaşasın babacım zebralar?
(cevap gecikmez)
Deniz: cüünncüüü... cebcalar ot yey.. beeee oymandaaa bicürü ot vaydır..
Anne ve Baba: o.o   o.o

işin en güzel yanı da bu işte.. sizi nerede ve ne zaman ve nasıl şaşırttıklarına bi bakın.. tek yapmanız gereken biraz sohbet etmek onlarla.. sabırla ve dikkatli bir şekilde.. söyledikleri ve yaptıkları her şeyi kaydetmek elbette mümkün değil.. ama aralarından unutulmaz olanları seçip not alabilirsiniz.. hatta örnekleri var; daha yetenekliyseniz yaşananları öyküleştrebilir, resimleyebilir hatta senaryolaştırabilirsiniz bile.. ne yazık ki ben o kadar yetenekli değilim.. hele de balık hafızalı olduğum gerçeğini de göz önünde bulundurursak elimden gelen sadece anlık notlar almak..

Hamiş: Ormanlar, içindeki çeşit çeşit bitki, çiçek, ağaç ve çeşit çeşit hayvanla çok özeldir.. ve onlar çocukların ve her daim çocuk kalabilenlerindir.. Orman asla sadece orman değildir..

10 Mayıs 2015 Pazar

Anne olmak, biraz da..

Çarşamba..
Okuldan gelir.. bıcır bıcır şakıması beklenirken girer girmez eve, Allah Allah garip bir sessizlik.. çıkar nasılsa sebebi birazdan ortaya deyip akşam yemeğini hazırlamak üzere mutfağa gidiyorum.. alışılmadık bu sessizlik rahatsız edici olduğundan bir süre sonra odasında buluyorum onu.. normalde salonda duran fotoğraf albümü masasında duruyor.. ‘bunun ne işi var burda?’.. ‘ hiiiçç anne ben de onu merak ediyordum, kim getirmiş bunu buraya?’ (çabucak uzaklaşılır albümle beraber).. bi dakka o da ne.. çantası kucağında şimdi de .. odasına gidiyor.. televizyonda rafadan tayfa varken hem de!!!.. ‘naapıyorsun hala burda, hadi yemek hazır.’.. (gözlerinde korku, endişe, suçluluk, heyecan, hayal kırıklığı) .. ‘ niye çantanı kucağında taşıyorsun, bıraksana çocuğum bi yere’.. (masasından evde duran kalemliğini alıyor).. ‘ şey anne, yedek kalemlerimi koyacaktım çantama.. okulda kalmadı da hiç’.. ver bakayım şu çantayı sen.. (işte şimdi bittik bakışı).. ‘ ne o tişörtünün altında gizlediğin’.. yakalanmış olmanın verdiği ağlamaklı ses ve gözlerle.. ‘ fotoğraf anne.. bakalım yok olduğunu fark edecek misin diye’..  kreşteki bi gösterisinde çekilen fotoğrafımız.. nasıl tatlı, yakışıklı, mutlu.. ben nasıl genç, güzel, gururluyum..  bir sürpriz arifesinde olduğumuzu anlamanın verdiği sevinçle karışık birçok duygu, düşünce kaplayıveriyor içimi.. hangisinde kalsam bilemeden, ‘hadi acele et yemek yiyeceğiz’ diyip derhal ayrılıyorum odasından.. burda sevinilmeliydi öyle değil mi!!

-          - Sürpriz yapmak yalan söylemeyi, bir şeyler saklamayı da içerir mi.. bu işte bi yanlışlık yok mu.. hayır ne gerek var canım çocuklarımıza bunu yapıyoruz.. öğretmenleri düşünemiyor mu sakıncalarını.. anneden gizli saklı iş mi yapılır.. aşırma, yalan, gizleme.. üstüne üstlük bir de yaşadığı onca stres.. arayacağım öğretmenini hemen.. dur canım hemen telaşa verme ortalığı.. kime sorsam kime danışsam.. yaaa şimdi ne yapmalı??

Annelik biraz da böyle bişey benim için.. bütün yetenekleriniz bir yana, hafiyelikte üzerinize yoktur.. harika koku alır, müthiş iz sürersiniz.. önsezilerinizde asla yanılmaz, medyumlukta ustasınızdır.. canının ne istediğini, neye sıkıldığını, aklından geçen cinliği, susadı mı, çişi mi geldi yoksa üşüyor mu yoksa düpedüz uykusu mu var bilirsiniz.. annelerin herkeste olmayan ekstra gözleri vardır..velhasılı kelam  çok bilmek, görmek ve duymak o minicik sevinçten mahrum edebilir sizi kimi zaman..

Perşembe
Okuldan gelir ve teyzesini görür.. evde bir bayram havası.. teyzeyle yapılan her şey çok güzel.. ona anlatılacak bir dünya şey var.. çantasının içi teyzesine gösterilecek şeylerle dolu.. sonunda evde bir bayram yeri dağınıklığı.. sabah aramasın diye çantasından çıkardıklarını yerine koymak için çantasını alıyorum.. gayri ihtiyari içinden sarı bir kart çıkarıyorum.. olamaz sürprizi mahvediyorum.. neden çantasını karıştırıyorum ki o benimkini karıştırıyor mu.. keşke öğretmeninin sözünü dinleyip kitabının arasına koysaymış kartı ama nerden bilecekmiş ki çantasını karıştıracağımı..
Annelik biraz da böyle bişey benim için.. yorum yok.. siz anladınız.. olsun canları sağolsun da J

Cuma
Hafta başında söz verdiğim gibi, öğrencilerimin tiyatro oyununa beraber gideceğiz.. onu okuldan alacağım, oradan doğruca oyunun olacağı  salona geçeceğiz.. ama karnı aç olacak.. giderken bir şeyler yaptırmalı.. hay aksi erken gidebilsem oturup bir yerlerde duyurabilirdim karnını.. şimdi ayak üstü olacak.. neyse bu seferlik böyle olsun.. yemez ki herşeyi de.. aaaaa ama ben bu yoldan gitmeyecektim ki.. hay aksi.. dönüş de yok trafiğe de kaldık iyi mi.. ya yolu çıkaramazsam burdan.. buyrun bakalım telefonumun şarjı da az.. ders çıkısı beni göremezse vay halime.. servis şoförünü arayayım.. o haber verir (...) .. wuuhh neyse ki yetiştim.. daha 10 dakika var dersin bitmesine.. danışmada olan herkes onu tanıyor.. birisi ‘bayılıyorum çocuğunuza.. o ne yakışıklılık diyor’, birisi ‘ öpün benim için ama böyle sıkıştıra sıkıştıra’ diyor, birisi ‘ aaaa o mu dersine girmiyorum ama öğretmeni olmayı iple çekiyorum’ diyor.. nasıl bir gurur patlaması bende.. evet evet çok teşekkürler, tabii tabi öpmez miyim büyük bi keyifle, öyle mi biz de öğretmenlerimizi çok seviyoruz.. derken bir başkası geliyor ‘ nesi oluyorsunuz’ ‘ annesiyim’ ‘ annesi  mi.. hadi canım.. hiç anne gibi durmuyorsunuz.. ablası gibi duruyorsunuz’ ( nasıl yani.. anneye benzemiyor muyum ben.. nasıl oluyormuş anneye benzemek.. iki çocuğum var benim haağğnııım.. ben benzemeyeceğim de kim benzeyecek anneye.. sen kendine bak.. sanki sen  öğretmene çok benziyorsun... hıııhh.. çemkirmeleri içimdeki seste).. ‘teşekkür ederim onlarla büyüyorum işte ben de yavaş yavaş J ‘ ( iç ses: hııııırrrrrr >: ) bir başkası o esnada ‘ babasını tanıyorum da sizi ilk defa görüyorum.. o yüzden şaşırdık ilk kez görünce’ deyiveriyor..  o deyiveriyor ama ben duyuverip unutamıyorum ( şey doğru evet.. ben kendim de öğretmenim.. haftada 30 saat ders eee evde bir de 2.5 yaşında kardeşi var.. bir de alah sizi inandırsın nerden bulaştım bilmiyorum bir doktora belası var ki başımda haftanın üç günü dersler ödevler.. ama yok kötü ilgisiz bir anne değilimdir.. hiç kahvaltısız göndermedim çocuğumu okula, ha tamam lekeli olduğunu giydirdikten sonra fark ettiğim için üzerine süveter giydirdiğim olmuştur t-shirtünün ama hangimiz yapmıyoruz ki dii mi.. dii mii.. ödevlerini kontrol ediyorum, akşamları ben uyutuyorum, sabah servisine ben bırakıyorum, bakın şimdi de tiyatroya götürüyorum onu.. valla).. ‘yaa ewet  kısmet bugüneymiş J’ (iç ses: o kadar da korkunç sayılmam ama)
Annelik biraz da böyle bir şey benim için.. bir yandan aslında çocuğunuz için en mükemmel olduğunuzu bilip, öte yandan da hep bir eksiklik hep bir tam istediğiniz gibi olamama duygusu.. yalnızca onun bunun sorguladığı, eleştirdiği, standartlaştırmaya çalıştığı durumlarla değil, aynı zamanda kendi kendiniz için de mesrulaşmaya çalıştığınız bir anlar topluluğu annelik..  o yüzden o onay beklentisi, o teşekkür ihtiyacı, o iltifat düşkünlüğü, o bir anda oluveren hayal kırıklıkları..

Cumartesi..
Sabah uyanıp da gözlerini açar açmaz ‘ anne kahvaltı hazır mı? Ben acıktım’ demesiyle benim gözlerde bir aydınlanma yüzümde hafiften bir kızarıklık, kocaman bi gülümseme. ‘ aman da aman benim oğlum acıkırmış daaa.. kahvaltı da istermiş annesindeeenn ‘ cıvıltıları.. sipariş alınır alınmaz doğruca mutfağa gittim.. o esnada kardeşine laf yetiştirdiğim için buz dolabına iliştirilmiş fotoğraf çerçevesini henüz görmemiştim ki benim fark etmemi bekleyemeyecek kadar sabırsız olan oğlum ‘ kahvaltı hazırlamak için buzdolabına ihtiyacın olur sanmıştım.. sense hiç açmamışsın bile buzdolabını.. baaaaakkk senin için kendi ellerimle yaptım.. tamam öğretmenim biraz yardım etti’ öpücükler.. teşekkürler..  ( bi dakka ne demek şimdi bu.. acıkmadı mı yani.. kahvaltı yapmayacak mı.. ya sipariş ettikleri.. hepsi bi oyun muydu.. allahım neden bişey yemiyor bu çocuk)
Annelik biraz da böyle bişey benim için.. önce sorumluluklar, önce onların mutluluğu ve ihtiyaçları.. anneler günü için hazırlanan sürprizin etkisinin yerini, “ bugün ne pişirsem, hava da biraz bulutlu havuz planını ertelesek mi, ee yarın da pikniğe gidecektik ödevlerini yetiştiremezse huysuzlanır şimdi bu, tutturmasa bari şort giyeceğim diye, ufaklığa da uçurtma sözü vermiştim  ya hava rüzgarlı olmazsa.. buyrun bakalım herkeste görecek uçurtmaları unutturmak da mümkün olmaz” lar alır.. kalk bey kalk uçurtma alınacak daha.. Aaaa pardon ne diyorduk.. Aaaaa evet bugün Anneler Günü J

Anneler Günü Kutlama Mesajı..

Evine çocuklu misafir geleceğinde, sırf kendi çocuğu öyle seviyor diye hazırladığı yiyecekleri ekşi-tatlı- acı- tuzlu- kakaolu vs yapmayan, ilk ve en dolu tabağı kendi çocuğuna vermeyen,  çocuğunu parka indirirken yanına belki başka çocuklar da olur ve canları çeker diye fazladan atıştırmalık alan, sırf ezilmesin incinmesin tuttuğunu koparsın istediğini alsın diye parkta salıncağa bineceğim diye zırıl zırıl ağlayan çocuğu için salıncaktan çocuk indirmeyen ve çocuğunu diğer çocuk daha fazla ağlamasın diye incitmeden ya da ezmeden salıncaktan alan, çocuğunun sınıfındaki biraz daha haylaz biraz daha az çalışkan biraz daha bakımsız ya da biraz daha güçsüz çocuğa ‘gerizekalı’ demeyen, hiçbir çocuğa ‘gerizekalı’ demeyen, düşen yaralanan bir yeri kanayan bir çocuk gördüğünde kendi çocuğuna değil de  gidip ona sarılan, bir çocuk (bir dünya çocuk) nerden geldiği bilinmeyen bir kurşunla öldüğünde “ne işi vardı orda” değil de “ya o benim çocuğum olsaydı” diyebilen, bütün annelerin Anneler Gününü kutlarım. Diğerlerinin  Gününü kendi çocukları kutlasın..